Bu içerik 3 yıl önce eklendi.
Bu sebeple içerik güncelliğini yitirmiş olabilir.

 Fallout; benim için hikayesi en ilgi çekici, en derin olan oyunlardan birisi. Bu derin hikayeden ufak demetler sunduğum bir yazı dizisinin ilk yazısı bu.

Bu büyük dünyada, açıklanmayı bekleyen o kadar fazla konu var ki; nerden başlasam bilemedim. Ama beni bu oyuna en çok çeken şey, Vault’lar olmuştur hep. O yüzden ilk yazımın konusunu Vault-Tec olarak seçtim.

Büyük Savaş’tan önce, Amerika Birleşik Devletleri’ne bağlı bir şirketti Vault-Tec. Amerika Birleşik Devletleri, yaklaşan savaşın kokusunu alıp buna karşı önlemler almak istedi. Dönemin en büyük bilim ve teknoloji şirketi olan Vault-Tec’i de bu amaçla kurdu. 2054 yılında başlatılan “Project Safehouse” (Güvenli Ev Projesi) ülkenin tamamına yayılmış 122 tane vault (sığınak) inşa etmeyi hedefliyordu. 2074 yılında planlanan tüm vaultların inşaatları bitmişti. Resmi olmayan bir kaç ekstra vault da sayılırsa, toplam vault sayısı 112’yi geçiyordu. Ve resmi olmayanlardan bazıları henüz tamamlanmamıştı.

2077’de de Büyük Savaş başladı ve insanlar hayatta kalmak için vaultlara koştu. Her şey çok güzel, Vault-Tec çok güzel, insanlar kurtulacak; yuppi… Ne yazık ki o kadar basit değil. vaultların asıl amacı, insanları hayatta tutmak değildi. Her bir vault, bir sosyal ya da biyolojik deneyin test ortamıydı. Bazı vaultlarda kasıtlı olarak bazı hatalar yapılmıştı. Bu hatalar sonucunda belirli deneyler yapıp, bunların sonuçlarını incelemek isteniyordu. Bu deneylerden bazıları şunlar:

Vault 0:

Vault 0, tüm diğer vaultları izlemek ve kontrol etmek için kurulmuş merkezi bir vaulttu. Ülkenin en zeki insanlarını muhafaza etmek için tasarlanmıştı bu vault. Seçilen insanların beyinleri çıkartılıp, soğuk bir ortamda tutularak yaşaması sağlanacaktı. Bu beyinler, bir süper bilgisayar olan Calculator’e bağlı şekilde yaşamlarını sürdürecekti. Zamanı geldiğinde, Calculator dış ortama robotları salıp, çevreyi yaşama uygun hale getirdikten sonra, beyinleri vücutlarına yerleştirecekti ve o insanların hayatlarına devam etmesini sağlayacaktı.

En azından planlanan buydu. Fakat Calculator’de çıkan sistem hataları yüzünden, “çevreyi yaşamaya uygun hale getirme” görevi birden “çevredeki tüm yaşam belirtilerini yok et”e dönüşüverdi.

Calculator, zamanın diğer bilgisayarlarının aksine elektronik devreler değil de; biyolojik devreler (insan beyinleri) kullanıyordu. Bu da ona, diğer bilgisayarlardan kat kat daha yüksek hesap gücü veriyordu. Bunun amacı, tüm vaultlardaki bilgilerin işlenmesini ve takibini kolaylaştırmaktı. Fakat sistemin bakımı için gereken düzenek doğru yapılandırılmadığı için, hata verip bu kötü sonuca sebep oldu.

Calculator’e; bir Hristiyan din adamı, bir avukat, bir doktor, bir sanatçı, bir bilim adamı, bir politikacı, bir oyun tasarımcısı ve bir porno oyuncusunun beyni bağlanmıştı.

Vault 6:

Küçük ölçekli radyasyonun insanlar üzerindeki etkisini araştırmak için tasarlanmıştır. Kapısı günün belirli bir bölümünde dışarıdan içeriye radyasyon sızdıracak şekilde tasarlanmıştır. Bu deneyin sonucunda; bu vaultta yaşayan tüm insanlar birer ghoula dönüşmüştür.

Vault 11:

Vault-Tec’in en büyük sosyal deneylerinden birisine ev sahipliği yapan vaulttur. Bu vaultta her sene seçim yapılıp bir overseer (yönetici) seçilmesi istenmiştir. Overseerin görevi; overseer odasının altındaki kısma gidip kendisini kurban etmektir. Vaulttaki bilgisayar, her sene kurban edilen kişiyi öldürmek üzere tasarlanmıştır. Eğer olur da bir senenin sonunda seçim yapılıp yeni bir kurban yollanmazsa, tüm vaulttaki yaşamı sonlandırmak üzere görevlendirilmiştir bu bilgisayar.

Bu yüzden, seçimler hep “Beni seçmeyin, benim çoluğum çocuğum var”, “Mustafa’yı seçin. O şerefsiz yalandan dolandan başka bi şeyden anlamaz” tarzı sloganlarla dolu seçim kampanyalarına yol açıyordu.

Vaultta 5 kişi kaldığında, bu 5 kişi “Ölürsek ölelim lan, yeter artık. Birilerini oraya yollamak istemiyorum” diyerek isyan eder. Ve o yıl ölümü göze alıp seçim yapmazlar. Bu olaydan sonra bilgisayarın asıl amacının farklı olduğu anlaşıldı. Bilgisayar, vault halkı birisini seçip, kurban etmeyi reddettiği an “Bu aslında bir testti, ve siz testi geçtiniz” diyerek vaultun kapılarını açmak üzere programlanmıştı. Bunu öğrendiklerinde, bu 5 kişi, önceden ölüme yolladıkları o kadar kişinin vicdan azabını kaldıramayıp toplu halde intihar etmeye karar verir. Fakat Fallout:New Vegas’ta bulduğumuz ses kaydında sadece 4 silah sesi gelmektedir. Bu yüzden bu 5 kişiden birisinin intihar etmediği ve hala yaşadığı tahmin edilmektedir.

Buradaki deney, aslında Miligram Deneyi‘nin biraz değiştirilmiş halidir. İnsanların yüksekten verilen komutlara uyup, diğer insanlara zarar verdiklerinde oluşan tepkilerini ölçmeyi hedefleyen bir deneydir.

Vault 12:

Vault 6’ya benzer bir şekilde; radyasyonun insan üzerindeki etkilerini araştırmak için tasarlanmıştır. Fakat Vault 6’nın aksine; Vault 12’nin kapısı hiç kapanmamıştır. Bunun sonucunda da tüm vault halkı ghoula dönüşmüş ve Necropolis ismindeki ghoul yaşam alanını oluşturmuştur.

Vault 13:

Diğer vaultlardan daha uzun süre (200 yıl) kapalı kalmak üzere tasarlanmıştır. Fakat su çipleri, daha kolay hasar alacak şekilde değiştirilmiştir. Bu yüzden bu süreç dolmadan su çipleri kırılıp, yeni bir su çipi bulmak ya da dışarı çıkmak zorunda kalacaklardı.

Vault 13’ün overseeri, bir kişiyi seçip su çipi bulmak için görevlendirmiştir. (Fallout 1‘in başlangıcı)

Vault 15:

Kasıtlı olarak, içindeki insan grubu birbirine zıt görüşlere sahip ve bu görüşlere katı şekilde bağlı insanlar seçilerek oluşturulmuştur. Vault açıldıktan sonra Shady Sands isimli bölgede yaşamaya başlayan bu insanlar, ilerleyen süreçte New California Republic’i (NCR) kurmuşlardır.

Vault 19:

Kutuplaşmaları incelemek üzere; vault iki farklı bölüme ayrılmıştır. Kırmızı ve mavi bölümde yaşayan iki farklı insan grubu oluşturup, bunların birbiriyle ilişkisi incelenmek istemiştir. Fakat Vault2un yakınındaki sülfür madenlerinden sızan sülfür yüzünden vault halkında büyük paranoyalar gözlenmeye başlamıştır. Bir süre sonra vault halkı, vaultu terketmiştir. Great Khans isimli grup da buradan çıkan insanların bazıları tarafından kurulmuştur.

Vault 22:

İçinde yapılan deneylerde, yer altında bitki yetiştirmek için yöntemler geliştirilmeye çalışılmıştır. Yapay ışık altında her türlü bitkiyi yetiştirmeyi başaran vault bilim insanları, deneyin yan etkilerini farketmemişlerdir. En sonunda mutasyona uğrayan bitkiler, insanlara saldırıp, onları öldürmeye başladı.

Vault 27:

Minimum kaynakla maksimum insanın nasıl yaşayacağını araştırmak üzere tasarlanan bu vault, 2000 kişiyi içinde barındırdı.

Vault 29:

Vault-Tec normalde tüm insanları, vaultlara aileleri ile birlikte yerleştirmiştir. Fakat Vault 29’da, anne ve babaları hatayla (?) başka vaultlara gönderilmiş olan çocuklar bulunmaktaydı. Bu vault halkının en büyüğü 15 yaşındaydı. Aslında bu vaulttaki amaç, ebeveynleri olmayan çocukların davranışlarını incelemekti.

Vault 34:

Bu vault, en güçlü silah ve patlayıcılardan oluşan ve kapısında kilit mekanizması olmayan büyük bir cephaneliği içeriyordu. Bu vaultun deneyi de, böyle bir ortamda insanların davranışlarını incelemekti.

Vault 36:

Bu vaultta bulunan yemeklerin tamamı lifli yemeklerden ve yulaf lapasından oluşmaktaydı. Bu vault insanların bu tarz yiyeceklerle yaşaımını nasıl sürdüreceğini incelemek üzerine tasarlanmıştı.

Vault 39:

Vaultta bulunan bir bilim adamının G.E.C.K. üzerinde yaptığı deneylerin kötüye gitmesinin sonucu olarak; tüm vaultu mutasyona uğramış bitkiler ele geçitmişti.

Vault 42:

Vaultun tüm aydınlatma sistemi 40watt ve daha düşük ampüllerden oluşuyordu. Bu vault, zayıf aydınlatmanın insan psikolojisi üzerindeki etkisini inceliyordu. Bu deney sonucunda, tüm vault halkı gergin ve sürekli sinirli insanlara dönüştü.

Vault 43:

20 erkek, 10 kadın ve 1 panterden oluşan bir vaulttu. (Tek kaynak Penny Arcade olduğu için bu bilginin kesinliği hakkında bir şey söylemek zor)

Vault 53:

Vault 13’teki su çipi gibi; bu vaultun tüm ekipmanları yaklaşık bir ay içinde bozulmak üzere tasarlanmıştır. Her tamirden sonra yaklaşık 1 ay daha çalışıp tekrar bozulan bu ekipmanların tamiri ve tamiri süresince yaşanan zorluklar; insanların yoğun stres altında yaşamasına sebep olmaktaydı.

Vault 55 – 56:

Vault 55 hariç her vaultta, vault halkının eğlencesini hedefleyen mizah ve eğlence bantları (ses kayıtları) bulunmaktaydı. Bu vaultun amacı, mizahtan uzakta yaşayan insanların nasıl değiştiğini gözlemlemekti.

Vault 56’da ise bulunan tüm mizah bantları, bilinen tüm bayat espiri ve düşük seviyede mizah kayıtlarından oluşuyordu. Deneyi başlatan insanlar, Vault 56’in insanlarındaki negatif etkilerin, Vault 55’e kıyasla daha yüksek olacağını ve daha erken başlayacağını düşünüyordu.

Vault 68 – 69:

Vault 68, 999 erkek ve 1 kadından oluşuyordu. Bunun tersi şekilde, Vault 69’da da 999 kadın ve 1 erkek bulunmaktaydı.

Vault 77:

Bu vault, sadece 1 insan ve 1 kutu dolusu kukladan oluşmaktaydı.

Vault 92:

Bu vault, ünlü müzisyenlerden oluşuyordu. Vaultta sürekli olarak, kısıka sesle white noise (tvdeki karıncalı ekran sesi) verilmekteydi. Vaultun amacı bu sesin, müzisyenler üzerindeki etkisini incelemekti. Bu incelemelere göre, white noiseun super soldier eğitimlerinde kullanılıp kullanılmayacağına karar verilecekti.

Vault 108:

Bu vault, insan klonlama üzerine yapılan araştırmaları devam ettirmek için seçilmişti. Vaulttaki bilim insanları başarılı olmuşlardı. Gary isimli kişinin 54 tane klonu oluşturulmuştu. Bu klonlar bi yerden sonra ayaklanıp yönetimi ele geçirirler ve tüm bilim insanlarını öldürürler.

Vault 112:

En geç tamamlanan vaulttur. Bu vault içinde, sanal gerçeklik ortamı yaratan bilgisayarlar bulunmaktaydı. Bu sanal gerçeklik bilgisayarları, savaş öncesi bir mahalle ortamı yaratıyordu. Vault 112, Vault-Tec’in alt birimi olan Future-Tec tarafından inşa edilmiştir. Future-Tec’in inşa ettiği tek vault budur. Buna ek olarak Future-Tec bu sanal gerçeklik makinalarının ve G.E.C.K.’in de yapımcısıdır.

Buradaki sanal gerçeklik deneyini, G.E.C.K.’in yaratıcısı olan bilim adamı gerçekleştirmekteydi. Bu sanal gerçeklik ortamına giren insanlar, bu ortamın gerçek olduğuna inanıp, hayatlarını burada sürdürmekteydi. Bu deneyin sonsuza dek sürmesi planlanmıştır. (Fallout 3‘ün hikayesi bunu kapsıyor aslında)

Ayrıca ufak ve muhtemelen önemsiz bir detay; buradaki sanal gerçeklik sistemi siyah beyaz görüntü vermektedir. Fakat Fallout 3‘ün DLC’lerinin birisi olan Broken Steel‘de bulunan savaş similasyonu renkliydi.

Özetle; vaultlar insanları hayatta tutmak için değil, bilimsel deneylere test ortamı oluşturulmak için vardı.  Uzun bir yazı oldu ama umarım birileri merak ettiği bir bilgiye ulaşır bu yazı aracılığıyla. Ayrıca eklemek istediğiniz, ya da yanlış olduğunu düşündüğünüz bir şey olursa yorumlarda belirtebilirsiniz.

KınıX

This article has 4 comments

  1. ismail

    Çok teşekkür ederim, bu konu hakkında Türkçe yazı bulmak beni çok sevindirdi. Böyle bir yazıyı yazdığınız için teşekkür ederim.
    Eğer yazmadığınız başka Vault hikayeleri varsa lütfen onları da ekleyin. Tekrar teşekkürler.

  2. KınıX

    Böyle bir Türkçe yazının eksikliği benim için de üzücüydü. O yüzden oturup uğraştım. Fallout ile ilgili bir çok yazı yazmayı planlıyorum ilerde, onları da beğenebilirsin belki.

    Benim bildiğim başka Vault yok. Ama olur da bir yerlerde başka bir vaulta denk gelirsem onu da eklerim tabi ki.

    Yorumun için ben teşekkür ederim. :)

  3. muhammet

    Sizin bloğu takibe aldım ilgilendiği ve araştırdım şeyleri araştırmanın emek harcaması beni mutlu etti teşekkürler ayrıca Vault 101 araştırmanın mutlu oluruz

  4. KınıX

    Aklımda çok şey var yazmak istediğim, ama şu aralar çok yoğunum. (yalan; sabahları yoğun olsam da akşamları oyundan kafamı kaldıramıyorum :P )
    Ama en kısa sürede bir kaç şey yazacağım, onlardan birisi de Vault 101 olur muhtemelen.

    Sağol yorumundan dolayı.

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir