Bu içerik 8 yıl önce eklendi.
Bu sebeple içerik güncelliğini yitirmiş olabilir.

Köy enstitüleri… Çoğunuzun adını bile duymadığı bir şey eminim. Ama bu isim, Türkiye’nin başına gelmiş ve gelecek tek iyi eğitim sistemiydi. Hasan Ali Yücel’in 1940’ta açtığı okulları kapsayan bir eğitim sistemiydi.

Kurulduğu ilk yıldan beri tüm dünyanın ilgisini çekmeyi başardı bu eğitim sistemi.

Sistem şöyle ki; her köyden öğrenciler seçilir (kızlar dahil ki o zamanlar kızlar okula pek gönderilmezmiş) ve eğitilirdi.

Ama bu eğitimde herkesin ilgi alanına ve geldiği yöreye özgü eğitim verilirdi.

Örneğin çorum’dan gelmiş bir öğrenci, ilgi alanına göre sanata yönelip piano öğrenebilir, aynı anda her sene yanılmıyorsam 25 klasik bitirmek orunda olduğu için bolca okur ve yöresine özgü olan eğitimi; örneğin leblebi işletmesi, kullanılması gibi konularda da eğitilir.

Ve eğitimi bitince de geldiği köye geri gönderilirler bu kişiler. hem yöreyi daha iyi bildikleri için daha kolay uyum sağlarlar, hem de o yöreye özgü eğitim verebilecek seviyededir.

Bu sistemin açık kaldığı süreç içinde okuma yazma oranı, bilgi seviyesi, gelir seviyesi gibi tüm gelişmişlik belirtileri artmıştır ülkemizin. Ama ne olmuştur; “Kızlar ve erkekler aynı sınıfta okuyor, orospu mu yetiştiriyor bu okul, kafirler”, “Kominist okulları buralar” diye halk kışkırtılarak kapatılmıştır bu kurum.

Tüm dünyanın hayran kaldığı bir eğitim sistemini kızlar ve erkekler beraber okuyor diye kapattık biz… Öyle bir ülkeyiz işte. Sonra da yok ÖSS sistemi değişmiş, yok eğitim sistemi kötüymüş. Dünyanın en iyi eğitim sistemi bile bize yaramamış, şimdi nasıl bir eğitim sistemi bekliyorsak artık?

KınıX

This article has 6 comments

  1. FASLI

    Benim öğretmenim köy enstitülerinden mezun olmuş bir insandı. Bana baş başa bir sohbetimizde şöyle bir cümle sarfetmişti: "Ben namaz kılıyorum diye bana öğretmenlerim hep imalat hatası derlerdi" Araştırmalarım sonucu bu enstütilerin belli bir amaca yönelik tek tip öğretmen yetiştirme adına açıldığı kanısına vardım. Biraz daha araştırman dileğiyle . . .

  2. KınıX

    Köy Enstitüleri mezunu birisiyle konuşma şansım olmadı. Keşke olsa da kaynağından öğrensem. Ama tek tip öğretmen yetiştirmek eğer sorunsa; Türkiye'de kapatılması gereken çok okul var bence. Yanlış anlaşılmasın, hiç bir görüşü savunmuyor ya da karşısında durmuyorum.
    Ama şu an Türkiye'deki özel okulların tamamının yanı sıra bir çok devlet okulu kendi görüşüne göre yetiştiriyor öğrencileri. Mesela imam hatibe giden bir öğrenci neye göre eğitileceğini bilip ona göre o okulu seçiyor. Değil mi? Yanlışsam düzeltin. :)
    Ben okullardan çok eğitim sistemine hayran kaldım. Zaten tek hayran kalan da ben değilimdir büyük ihtimalle. Şu an hangi okulda her ay 3 temel eser bitirme zorunluluğu var? Ya da kaç okul kişinin yeteneklerine göre yatkın olduğu konuda ders veriyor?

    Bilmiyorum. Araştırmayı severim. Zaten araştırdıklarım sonucunda yazdım bu yazıyı. Ama sen o okulun mezunu biriyle konuşabilmişsin; keşke ben de öyle bir şansa erişebilsem. En azından daha adma gibi bilgiye erişebilirim.

    Okulu, görüşü falan bilmem. Zaten her şeyin içine siyaseti ya daini katmasak rahat edemiyoruz. Ama o olay (doğruysa) değil önemli olan, önemli olan sistem. Ve bu sistem düzelmeyecek asla. Çünkü berbat bir sistemde yetişen baba ve annelerimizin birer kopyasıyız. Ve gördüğümüz sistemden daha iyisini nasıl yapacağımızı bilmiyoruz. Çabaladıkça da daha da berbatlaştırıyoruz. Bizden sonraki nesil de bizim birer kopyamız olacak ve daha da çarpıklaştıracak sistemi.

    Ve her şeyin içinden siyaset ya da din çıkmaya devam edecek. Nasıl ki namaz kılana imalat hatası denmesi gibi "imam doktor istemiyoruz" cümleleri şu aralar moda. Aynı şekilde "kominist yetiştiriyor bu okul" da aynı mantık. Tarafların kavgası arasında olan bize oluyor. Ya o taraflardan birisini seçip biz de körü körüne bir şeyler savunacağız; ya da fillerin kavgasında ezilen çimenler olacağız, ama en azından kendi fikirlerimizi başkalarınınkine bağlama zorunluluğu hissetmemiş olacağız.

  3. KınıX

    Olay haklı ya da haksız olmak değil. Olay onlar bunu yapıyor, bunlar onu yapıyor demek değil. Olay daha iyi bir eğitim sistemi nasıl olur olayı. Bence hiç birimiz bunu anlamıyoruz. Bu yazıda onu anlatmaya çalıştım, ama sanırım başaramamışım. :D

  4. Güner ERBİL

    Bende Köy enstitüsü zorluğu ama aynı zamanda gençlere gelecek sağlamanın verdiği yüce duyguları yaşamış köylerden zorluklarla okumaya ikna ettikleri gençleri evlatları gibi bilmiş bir anne ve babanın evladıyım çocukluğum köy enstitülerinin ne kadar sebepsiz yere kapatıldığı ve türkiyenin önünün nasıl kapatıldığı hakkında yapılan konuşmaları dinleyerek geçti. Tabiki kapatırlar kim ister Türkiyenin güçlü olmasını kim ister gençlerin bilinçlenmesini. Bizler uydu değilmiyiz kim ister büyük devletlere baş kaldıracak bilinçli insanları. Üzgünüm hemde çok, bataklıklar sivrisinekler içinde türk gençlerine birşeyler vermek isteyen benim annem babam gibi yüce insanlara kominist damgası vuranlar o utanmaz insanlar yattıkları yerde rahatlarmı acaba o günün hataları bugünleri yarattı.saygı ve sevgilerimle.O günlerdeki zoluklarla savaşanları rahmetle anıyorum.

  5. KınıX

    Aynen katılmaktayım size. Her ne kadar o okullardan mezun olmuş birisiyle tanışma şansına erişemesem de az çok amacını ve çabasını görebildim. Kapatılmasaydı gerçekten oldukça güzel şeylere imza atabilirdi. Ama dediğiniz gibi; kim ister ki güçlü bir Türkiye'yi?!

  6. DURMUŞ ALİ KELEŞ

    Kulaktan dolma bilgilerle KÖY ENSTÜTÜLERİ hakkında yorum yapılmamalı.Türkiye!nin yedi bölgesinde, öğretmenlerin önderliğinde çocuk yaşdaki kız ve erkek öğreciler tarafından yapılan eserleri görmek gerek.O okullardan mezun olanlar sadece öğretmen değillerdi.Duvarcıydılar,kalıpcıydılar,ziraatcıydılar,sağlıkcıydılar,marangozdular,folklörcüydüler.Daha saymakla bitmez özellikleri sahiptiler.Hepsinden önemlisi de okuyan,sorgulayan öğretmenlerdi.Şimdi kaç öğretmende bu özellikler var?

Leave a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir